Regaib Gecesi Ve Faziletleri HUTBE

Regaib Gecesi Ve Faziletleri HUTBE

REGÂİP GECESİ VE FAZîLETLERİ

Muhterem Mü’minler,

Cihan tarihinde eşine rastlanmayan üstün prensipleriyle insan hayatına nur ve huzur bahşeden mukaddes dinimiz İslâm; yeryüzünde yanlız Allah’ın hâkimiyetini kurmak,insanı insana kul olmaktan kurtarmak için gelmiştir.

Kâinatın halifesi olan insan ise, Allah’a karşı kulluğunu idrâk etmek, Allah’ın nizâmını bütün incelikleriyle yaşamak için gönderilmiştir.

Kullarına karşı merhameti sınırsız olan Allahımız, huzuruna samîmiyetle yönelen mü’minleri; Rabbanî nûra, Rahmanî feyz ve berekete kavuşturmak için, rahmet ve mağfiret pınarlarının gürül gürül aktığı, îman ve irfan dalgalarının öbek öbek yayıldığı ve hususî değeri büyük olan pek çok gün ve geceler ihsan etmiştir.

Bu mübarek gün ve geceler, mü’min gönüllere tükenmez bir ümid, kararmış kalplere sönmez bir ışık, kurumuş vicdanlara tükenmez bir sevinç ve canlılık kazandırır.

İşte üç aylar adı verilen Recep, Şaban, Ramazan ve bu aylarda bulunan Regâib, Mîrac, Berat ve Kâdir; mü’minleri her çeşit kir, pas ve günahlardan uzaklaştıran, fazîleti büyük, rahmeti bol, mağfireti geniş, bereketi sınırsız olan ilâhi bürhan ve gufran zamanlarıdır.

İslâmın bu mukaddes zamanlarının gölgesi üzerimize düşmüş bulunuyor. Bize düşen vazife, hayatımız boyunca müslümanca yaşamak ve onları gerektiği şekilde ihya etmektir.

“Allahım, bize Recep ve Şaban ayını mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır!”

Başka bir Hadis-i Şeriflerinde ise, Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuşlardır:

“Recep Allah-ü Teâla’nın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”

Peygamberimiz(S.A.V.) Recep ayında bazen oruç tutmuşlar, bazen de tutmamışlardır.Bu husustaki Hadis-i Şerif’te İbni Abbas (R.A.) şöyle buyurur:“Rasülullah (S.A.V.) Recep ayında bazen öyle oruç tutardı ki hiç orucunu bozmayacak derdik. Bazen de öyle oruç tutmazdı ki hiç oruç tutmadı derdik.”

Aziz Mü’minler,

Recep ayının ilk Cum’a gecesine Regâib gecesi adı verilir. Önümüzdeki Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gecedir. İslâmın şeref ve azamet gecelerinden biridir. Rasülullah Efendimizin baba sulbünden anne rahmine intikal ettiği gecedir. Bu gece Allah’ın kullarına in’am ve ihsanı büyük olduğundan bu isim verilmiştir. Regâib, kendisine rağbet olunan kıymetli şeyler, bol bol ihsan, çok çok feyiz ve bereket demektir.

Bu sebeple, asırlardır bütün mü’minler bu geceye büyük değer vermişler, gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibâdet ve taatle geçirmeye çalışmışlardır.

O  halde, biz mü’minler de, Kur’an okumak,
Allah’a dua ve niyazda bulunmak, Peygamberimiz (S.A.V.)’e salât-ü selâm getirmek, kimsesizleri, yoksulları gözetmek, büyüklerimizi ziyâret etmek, ölüm ve âhiret hayatını düşünmek, üzerimizde namaz borcu varsa, bol bol kaza namazı kılmak, yoksa nâfile namaz kılmak suretiyle bu geceyi ihya etmeye çalışmalıyız. Umulur ki, bu gecenin feyiz ve bereketinden, in’am ve ihsanından istifâde etmiş oluruz.

                Allah’ın rahmet ve mağfiretinin bol bol tecelli ettiği bu gecenin fazîletlerinden biri de, bu gecede rahmet melekleri, mü’minleri hayra, iyiliğe, ibâdet, şevkat ve merhamete çağırırlar. Bu da’vete koşan mü’minler, gönül bahçesini Tevhid semasından dökülen rahmet damlalarıyla sulamış, kalp evini îman burcundan doğan İslâm güneşiyle aydınlatmış, sonunda büyük bir mânevî zevk ve neş’eye ermiş olurlar.

            Yine, bu geceye büyük değer verilmesinin bir sebebi de, bu gecenin, nefsin esaretine girmiş kalpleri bu esaretten kutarmaya, akıl ve ruhları, dünyaya niçin ve hangi maksatla gelindiği, öldükten sonra nereye gidileceği, soruları etrafında derin derin düşünmeye sevkedecek olmasıdır.

Aziz Mü’minler,

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de, tek örneğimiz ve tek önderimiz Rasülullah (S.A.V.)’e hitapla şöyle buyurur: “Ey Nebiyyi Zişan, Biz seni hakikaten bir şahid, bir müjdeci ve bir korkutucu ve Allah’a O’nun izniyle bir dâvetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik. Mü’minlere müjdele ki, onlar için Allah’tan büyük fazl-u keremler vardır.



            Onun için Ey Mü’minler,

            Rasülullah (S.A:V.)’,i canımızdan, malımızdan, her şeyimizden fazla sevelim. Gönüllerimizi paslandıran kin, hased, düşmanlık gibi kötü huylarımızı terkedelim. Bilhassa üç aylarda ve mübârek gecelerde her zamankinden daha çok ibâdet ve taatte bulunalım. Minarelerde yanan kandillere bakıp, camilere, mescitlere koşalım.

            Çocuklarımıza İslâm’ın yüceliğini, ulvî gecelerin feyiz ve bereketini öğretmeye, onları camiye ve cemaate alıştırmayı ihmal etmeyelim. Bilelim ki, yaptığımız her hareketin mutlak hesabı sorulacaktır.

            Allah, cümlemizi şu kudsî gün ve gecelerin hürmetine iyiyi kötüden; doğruyu eğriden, faydalıyı zararlıdan ayırt edecek bir şuura kavuştursun!..

                Bu gecede akşam ile yatsı arasında 12 rek’at hacet namazı kılınır , iki rek’atta bir selam verilir.


            Her rek’atta 1 Fatiha, 3 İnna Enzelnahü, 12 İhlas-ı Şerif okunur. 12 rek’at bittikten sonra 7 defa Salat-ı Ümmiye okunur.

Yorum Gönderme

[blogger]

MKRdezign

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget