Mi'rac Mucizesi ve Hz. Ebubekir'in İmanı

Resûlüllâh Efendimiz (s.a.v.), Hicret’ten bir buçuk sene evvel Receb ayının yirmi yedinci gecesi Burak isimli bir binek ile Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götürüldü ve oradan semâya çıkarıldı. Allâhü Teâlâ’nın kudret ve azametine delâlet eden âyetleri ve alâmetleri gördü. Beş vakit namaz emriyle aynı gece geri döndü. Sabahleyin bu mucizeyi Kureyş halkına haber verdi.

Henüz yeni îmân etmiş olanlardan bazıları, bunu duyunca dinden döndüler. Müşriklerden bir kısmı da Hz. Ebûbekir’e (r.a.) koşup:

‘Arkadaşın bu gece Beyt-i Makdis’e (Mescid-i Aksa’ya) gittiğini iddia ediyor.’ dediler. Hz. Ebûbekir (r.a.):

Eğer bunu o söylediyse şüphesiz doğrudur.” dedi. Müşrikler:

“Onun bu söylediklerini de mi tasdîk ediyorsun?” dediler. Hz. Ebûbekir (r.a.):

Ben onu bundan daha ötesinde yani peygamberliğini ve Allâhü Teâlâ’dan kendisine vahiy geldiğini de tasdîk ediyorum!” dedi.

İşte Hz. Ebûbekir, bu sadakatinden dolayı “Sıddîk” diye isimlendirilmiştir.

SÖZÜNDE SADIK OLMAK

Şakîk bin İbrâhîm (rh.) dedi ki:

İnsanlar dört şeyde dediklerinin aksini yaptılar:

1- ‘Biz Allâh’ın kullarıyız.’ dediler fakat hürler gibi hareket ettiler, emrine uymadılar.

2- ‘Allâhü Teâlâ bizim rızkımıza kefildir.’ dediler fakat kalbleri ancak dünya ile tatmin oldu.

3- ‘Âhiret dünyadan hayırlıdır.’ dediler fakat dünya için mal toplamakla meşgul oldular, âhiret için amel hazırlamadılar.

4- ‘Biz elbette öleceğiz.’ dediler fakat hiç ölmeyeceğini zanneden kimseler gibi amel ettiler; dünya için çalıştılar.